Muğla 16°C

‘MUĞLA MUTABAKATI’

30 Kasım 2020

‘MUĞLA MUTABAKATI’
Gazeteci Yazar merhum Levent Güleç, 1999 genel seçimleri Doğru Yol Partisi milletvekilli adaylarının belirlendiği ön seçimde sandıktan liste başı çıkan Esin Özel’in (Altaş) genel merkez tarafından milletvekilliği listesine alınmamasına yönelik bir yazı kaleme almıştı.
O süreçte Muğla Gazetesi, Şah Medya grubuna aitti.
Yazı İşleri de bendenizde idi.
Partinin genel başkanı Tansu Çiller, hafızamız bizi yanıltmıyorsa Muğla koordinatörü de Meral Akşener’di.
Örgüt iradesinin genel merkez tarafından yok sayılması parti tabanında büyük bir tepki toplamış, Esin Hanım Ankara dönüşü il binasına gelerek ortalığı yangın yerine çevirmişti.
Onun teşkilat iradeli demokrasi arayışı, isyanı gazeteye; “Demokrasinin Zeynası” manşetiyle yansımıştı.
Esin Hanım sandıktan birinci sırada çıkmasına karşın liste dışı bırakılmış, onun yerine Muğla DYP milletvekili aday listesinde ilk sıraya Bursalı iş insanı İbrahim Yazıcı atanmıştı.
Yeni nesiller bilmeyebilir (!) 18 Nisan 1999 seçimleri yaşananlarıyla ilginç bir seçimdi.
Seçim öncesinde DYP’de milletvekilliği ve belediye meclis adaylıklarının ön sıralarının parayla satıldığı iddiası gündeme gelmiş ve iddialar uzun süre tartışılmıştı.
O dönemde gazetenin köşe yazarı Levent Güleç, yaşanan bu olay üzerine Stres Topu adı taşıyan köşesinde “Yerli tomate, galle badılcan” başlıklı mizah yüklü bir yazı kaleme almıştı.
Yazar Güleç yazısında yerli tomate ile pişirilen galle badılcanın (yemek) tadının bir başka olduğunu anlatsa da aslında yazı teşkilat iradesine ve demokrasi arayışına dem vuruyordu.
Yemek tarifi üzerinden siyaseti tarif eden Güleç yazısında yerel siyasetin yerli aktörlerle üstelik teşkilat iradesini arkasına alan yerli aktörlerle yapılmasının gerekliliğini vurgulamıştı.
Zira o dönemde yerli siyasetçi yereldeki siyasi başarının temel şartı olarak görülüyordu.
Atama ve ithal adayların yerel teşkilatları temsil etmediğini, bu dayatmanın seçme-seçilme hakkını engellediğini, ötesinde demokrasiye zarar verdiğini ifade eden Güleç, sahip olduğu mizah gücünü yazısına da yansıtmış, meseleyi sera domatesi ile yerli çoturaklı domates üzerinden açıklayarak, tarihi bir yazıya imza atmıştı.
Bilgisiyar, daktilo kullanmaz, yazılarını elle yazardı.
Teksir kağıdına yazılmış yazıyı uzatarak “Bak bakalım esas oğlan (!) yayınlayalım mı?” diye sormuştu.
Yazıyı büyük bir keyifle okuduktan sonra “Kesinlikle yayınlayalım” diyerek dizgiye vermiş ve yazıyı yayınlamıştık.
Yapılan haberlerin ötesinde köşe yazısı beklentilerin üzerinde ses getirmişti.
Elimizde sadece arşivlik gazetelerin kaldığı o gün, Levent Güleç’in son yazılarından birisini yayınladığımızın farkında değildik.
Bir müddet sonra onu kaybedince anlamış olduk. Geriye onun kaleminden çıkan birbirinden değerli, güçlü ve yerli onlarca köşe yazısı ve yaşanmışlıklar kaldı.
Zaman zaman “Yaşasaydı bugün neler yazardı?” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.
Yine hafızamız bizi yanıltmıyorsa merkez sağda örgüt iradesinin yok sayıldığı bir başka olay ANAP’ta yaşanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsak Hasan Yüzbaşıoğlu’da buna benzer bir talihsizlik yaşamıştı.
Evet, o günler geride kalmış olsa da siyasette değişen pek bir şey yok.
Yerel siyasette ne zaman ‘yerli siyasetçi’ tartışması başlasa (!) ister istemez o günlere gidip geliyoruz.
Zira yaşı bizim gibi kemale ermiş gazetecilerin ‘kent hafızası’ hala canlı…
Bu hikâyelerle girizgâh yaparak lafı bir yere bağlamak niyetindeydik, daha fazla uzatmadan lafı bağlayalım.
Ak Parti Muğla İl Disiplin Kurulu tarafından alınan kararla partisinden ihraç edilen ancak Merkez Yürütme Kurulu tarafından ihraç kararı bozulan, iki aylık uzaklaştırma cezası alan ve 15 Aralık’ta siyasete dönüş yolunu aralayan Yusuf Kayacık, yeniden yerli siyasetçi tartışması başlattı.
Tartışmayı başlatmakla kalmadı bir de yöntem ortaya koydu.
Kayacık, sosyal medyada ‘#yettigare hachtag’i ile “Son 40 yılda, bu kentin kaderini hep yukarıdan atananlar belirledi. Bu defa olmaz. Kimin aday olacağına Muğla karar verecek. ‘Muğlalılar bir araya gelemez’ diyenlere inat. Ne pahasına olursa olsun bir araya gelerek eteğimizdeki taşları döküp, tek bir isim üzerinde anlaşarak kendi İl Başkanımızı kendimiz seçeceğiz” ifadelerini paylaştı.
Bu amaca yönelik turlara başlayan, il başkanlığı kongresine yerli bir isimle gitmek hedefiyle kolları sıvayan Kayacık, ikinci bir paylaşım daha yaptı.
Gazeteci Yazar Özcan Özgür’ün “Ve Kayacık nabız yoklamaya başladı” başlıklı köşe yazısına ilişkin paylaşımında “Evet, şehrin kanaat önderleri ile görüşerek genel bir ‘MUĞLA MUTABAKATI’ oluşturmak ve birilerinin aksine herkesi kucaklayan bir birliktelik yaratmak adına nabız yokladığım doğrudur. Burada mesele şahsım değil, Muğla’mızdır” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın net olduğunu ifade edelim ve bir soru ile bitirelim.
Ne dersiniz?
Yusuf Kayacık yerelde birçok unsurun, aktör ve grupların etkili olduğu Ak Parti’de; ‘Muğla Mutabakatı’ sağlayabilir mi?
***
Kopyalanamaz, izinsiz kullanılamaz.
MKG/Nejat Altınsoy Kasım 2020